Pamuk Prenses Ve Yedi Cüceler

 

 

 __________

Masalı Dinlemek İçin Play Tuşuna Dokunun       

Bir varmış bir yokmuş. Ülkenin birinde bir kral yaşarmış. Bu kralın dünyalar güzeli bir kızı ve çok sevdiği bir karısı varmış. Kral ve ailesi ülkelerini adaletle yönetir, ülkelerinde mutluluğun hüküm sürmesini sağlarlarmış. Kralın dünyalar güzeli kızının adı Pamuk Prenses’miş.

Bir gün kraliçe ölmüş. Pamuk Prenses ve kral buna çok üzülmüşler. Aradan bir zaman geçmiş ve kral yeniden evlenmiş. Kralın yeni karısı gizli güçleri olan bir büyücüymüş. Fakat kralın bundan haberi yokmuş. Gel zaman git zaman Pamuk Prenses büyümüş. Çok güzel ve iyi kalpli bir genç kız olmuş. Pamuk Prenses’in güzelliğini üvey annesi hiç çekemiyormuş. Bir gün sihirli aynasının karşısına geçip:

- Sihirli ayna! Söyle bana, bu dünyadaki en güzel kadın kim? diye sormuş.

Ayna:

- Kraliçem, siz çok güzel bir kadınsınız, ancak dünyanın en güzeli değilsiniz. Sizden güzel olan birisi var ki adı Pamuk Prenses, diye cevap vermiş. Aynanın verdiği cevaba çok öfkelenen kraliçe, Pamuk Prenses’i öldürmeye karar vermiş. Sarayın avcı başını yanına çağırıp:

- Pamuk Prenses’i ormana götürüp öldürmeni emrediyorum. Eğer yapmazsan seni cellatlara yollarım, demiş. Avcı başı çaresiz bu teklifi kabul etmiş. Pamuk Prenses’in gezmek için ormana gittiği bir gün avcı başı da ona eşlik etmiş. Ormana girdiklerinde Pamuk Prenses’i öldürmek için kılıcını çıkartmış. Ama eli bir türlü, iyi kalpli Prenses’i öldürmeye gitmiyormuş. En sonunda dayanamayarak kötü kalpli Kraliçe’nin niyetini Prenses’e anlatmış.

- Prenses’im saraya dönmeseniz iyi olur. Yoksa üvey anneniz size bir kötülük yapabilir, diyerek Pamuk Prenses’i uyarmış. Pamuk Prenses çaresiz bu teklifi kabul etmiş. Avcı başı öldürdüğü bir geyiğin kanını, Pamuk Prenses’in mendiline sürmüş ve bunu kötü kalpli kraliçeye götürmüş.

- Sayın kraliçem, emrinizi yerine getirdim. Pamuk Prenses’i ormanda öldürdüm, diyerek onu kandırmış. Pamuk Prenses’ten kurtulduğunu düşünen kraliçe hemen aynasına koşmuş.

- Sihirli ayna, söyle bana dünyadaki en güzel kadın kim? Diye sormuş.

Ayna:

- Siz çok güzelsiniz kraliçem ama Pamuk Prenses sizden daha güzel, diye cevaplayınca, kraliçe, Pamuk Prenses’in ölmediğini anlamış. Kendisine yalan söyleyen avcı başını hemen oracıkta öldürtmüş.

Bu sırada geceyi ormanda geçiren Pamuk Prenses sabah gözlerini açıp nereye gidebileceğini düşünmüş. Çaresizce ormanın derinliklerinde yürümeye başlamış. Yürümekten bitkin düşmüş. Ormanın derinliklerinde dikkatini çok şirin bir kulübe çekmiş. “Umarım burada iyi kalpli insanlar yaşıyordur” diye içinden geçirmiş. Kulübenin kapısını çalmış. Kapı açıkmış ancak içeride kimsecikler yokmuş. Kulübenin içerisi o kadar dağınıkmış ki Pamuk Prenses “Burada yaşayanlar çok meşgul insanlar herhalde. Ortalığı toplayamamışlar bile” diyerek etrafı düzenlemeye başlamış. Yerleri süpürmüş, bulaşıkları yıkamış ve kulübeyi pırıl pırıl bir hale getirmiş. Artık yorgunluktan uyumak üzereymiş. Yatacak bir yer bulmak ümidiyle üst kata çıkmış. Oradan bulunan bir odaya girince yan yana duran yedi tane küçük yatak görmüş. Bunlardan birisine yatıp o anda mışıl mışıl uyumaya başlamış.

Bu sırada işlerini bitiren kulübenin sahipleri evlerinin yolunu tutmuşlar. Bunlar birbirinden sevimli yedi cücelermiş. Cüceler kulübeye yaklaştıklarında bacalarının tüttüğünü fark etmişler. “Evimizde birisi mi var acaba?” diyerek yavaşça içeri süzülmüşler. Bir de ne görsünler. Evleri bıraktıkları gibi değil. Her taraf temizlenmiş, masada birbirinden güzel çiçekler, pastalar ve ocakta etrafa nefis kokular yayarak kaynayan yemek kazanı duruyormuş. Cüceler gördükleri manzaraya o kadar şaşırmışlar ki bunları yapanın üst katta olabileceğini düşünmüşler. Hepsi üst kattaki yatak odalarına çıkmışlar. Yataklarında yatan güzel Prenses’i görünce şaşkınlıklarını gizleyememişler. Evimizi toplayan bu kız olmalı diyerek Pamuk Prenses’in başına toplanmışlar. Bu sırada gözlerini açan Pamuk Prenses yanı başında duran cüceleri görünce korkmuş.

- Evinize habersiz girdiğim için özür dilerim. Kötü bir niyetim yoktu. Ben aslında Prenses’im, diyerek başından geçenleri cücelere anlatmış. Cüceler, Pamuk Prenses’i dinleyince ona acımışlar. Pamuk Prenses’in yanlarında yaşamasına izin vermişler. Cüceler, Pamuk Prenses’e kendilerini tanıtmışlar.

Birincisi:

- Ben Bilgiç, diyerek selamlamış Pamuk Prenses’i.

İkincisi:

- Ben Şakacı.

Üçüncüsü:

- Ben Sinirli.

Dördüncüsü:

- Ben Neşeli.

Beşincisi:

- Ben Obur.

Altıncısı:

- Ben Bezgin.

Yedincisi ise:

- Ben de Çalışkan.

Pamuk Prenses bu sevimli cüceleri çok sevmiş. Her sabah onları tatlı dille uyandırıp kahvaltılarını hazırlıyor. Daha sonra da işlerine uğurluyormuş. Kendisi de ortalığı temizleyip yemek hazırlıyormuş. Günleri neşe içerisinde geçip gidiyormuş.

Pamuk Prensesi öldürmeyi düşünen kötü kalpli kraliçe ise boş durmuyormuş. Prensesin nerede olduğunu bulmak için büyüler yapıyormuş. En sonunda sihirli küresi, Pamuk Prenses’in cücelerin kulübesinde yaşadığını haber vermiş. Kötü kalpli kraliçe sevimli bir ihtiyar kılığında, Pamuk Prenses’in yaşadığı kulübenin yolunu tutmuş. O sırada Pamuk Prenses bahçedeki çiçeklerini sulamakta ve onlarla “Bugün nasılsınız benim güzel çiçeklerim” diye konuşmaktaymış. Yaşlı kadın kılığındaki kraliçe, Pamuk Prenses’e yaklaşıp:

- Senin gibi iyi kalpli güzel bir kız bu yaşlı kadına bir bardak su verebilir mi? Diyerek Pamuk Prenses’ten kendisine su vermesini istemiş. Pamuk Prenses üvey annesini tanıyamamış. Hemen gidip yaşlı kadına bir bardak su getirmiş. Suyu içen yaşlı kadın:

- Teşekkür ederim güzel kız. Bu iyiliğinin karşılığında kendi ellerimle yetiştirdiğim şu nefis elmayı alırsan mutlu olurum, diyerek sepetinden çıkarttığı kırmızı elmayı Pamuk Prenses’e uzatmış. Pamuk Prenses önce uzatılan elmayı almak istememiş. Fakat yaşlı kadının ısrarı üzerine teşekkür ederek elmayı almış.

Yaşlı kadın:

- Hadi güzel kız. Elmamın tadına bakmayacak mısın? Demiş. Onu kırmayarak elmadan bir ısırık kopartıp yemiş.

İşte o anda olanlar olmuş. Pamuk Prenses ısırdığı elmayı yer yemez olduğu yere yığılıvermiş. Yaşlı kadın gerçek görüntüsüne bürünmüş ve Pamuk Prenses’i öldürmüş olduğu için kahkahalarla gülmeye başlamış.

- En sonunda senden kurtuldum Pamuk Prenses. Artık dünyanın en güzel kadını benim, diyerek oradan hızla uzaklaşmış.

Akşam olmuş. Yedi sevimli cüce evlerine dönmüşler. Pamuk Prenses’lerini yerde cansız yatarken bulmuşlar ve başlamışlar ağlamaya. “Bizim bir tanemiz, güzel Prenses’imiz, sana ne oldu?” diyerek gözyaşı dökmüşler. Ancak Pamuk Prenses ne cevap vermiş ne de gözlerini açmış. Bunun üzerine Pamuk Prenses’i hazırladıkları çiçeklerle süslü bir yatağa yatırmışlar. Onu gömmeye gönülleri razı olmamış. Hiç olmazsa sadece yüzünü görelim diyerek yatağa yatırdıkları prenseslerini ormanın içerisinde büyük bir kayanın üzerine yerleştirmişler. Cüceler, yatağın etrafına oturup ağlamaya başlamışlar. Bu sırada oralarda avlanmakta olan yakın bir ülkenin Prens’i ağlayan cüceleri görüp yanlarına gelmiş.

- Neden ağlıyorsunuz, ne oldu, sizi bu kadar üzen şey

nedir? Diye sormuş. Cücelerin en yaşlı olanı Bilgiç, Pamuk Prenses’i göstererek:

- Prenses’imiz öldü onun için ağlıyoruz, demiş. Prens, Pamuk Prenses’in güzelliği karşısında büyülenmiş. Çiçeklerle süslenmiş yatağın başucuna yaklaşmış, uzanıp Pamuk Prenses’i öpmüş. Tam bu anda kötü kalpli kraliçe’nin yaptığı büyü bozulmuş, Pamuk Prenses gözlerini açmış.

Pamuk Prenses’in hayata döndüğünü gören cüceler sevinçlerinden oynamaya başlamışlar. Prens’e, Pamuk Prenses’i yattığı ölüm uykusundan uyandırdığı için teşekkür etmişler. Prens, Pamuk Prenses’e, aşık olduğunu söyleyip evlenme teklif etmiş. Pamuk Prenses, Prens’in teklifini kabul etmiş. İkisi evlenmiş ve mutlu bir hayata başlamışlar. Pamuk Prenses, cücelerini hiç unutmamış. Her fırsatta ormana gidip yedi sevimli arkadaşını ziyaret etmiş.